A.Deniz UĞURLU

HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ -6-


A.Deniz UĞURLU
10 Nisan 2009 Cuma 00:00
Gördüğüm rüya beni çok etkilemişti. Gün boyunca görmüş olduğum rüyanın etkisinden kurtulamıyordum. Daha önce de görmüş olduğum bazı rüyalarımın gerçekleştiğine şahit olmuştum.Ben ise rabbimden gördüğüm rüyayı hayıra çevirmesini niyaz ediyordum.   Nurcan Hanımların evinden tekrar kalacağımız akrabamın evine geri dönmüştük.Sabahleyin doktor tarafından hazırlanan rapor sağlam çıkarsa Muhammed’in ayağındaki alçıyı çıkaracaktık.

Sabah erken soluğu Hacettepe Üniversitesi’nde aldık. Doktor tarafından hazırlanan raporu Muhammed Enes’in doktoruna gösterdik.Doktor raporu inceledikten sonra bize müjdeli haber verdi.Diyarbakır’da bize söylenenlerin aksine Muhammed Enes’in kemiklerinde hiçbir sorun yoktu.(Diyarbakır’daki doktor bize Muhammed Enes’in cam kemik hastası olabileceğini söylemişti)

Bu haber ile birlikte dünyalar bizim olmuştu.Telefona sarılıp dostlarımıza bu müjdeli haberi verdik.
Doktor bize Muhammed Enes’in ayağındaki alçıyı çıkarabileceğimize de söyledi. Hacettepe Üniversitesi çocuk acil bölümüne gidip alçıyı çıkarmak istediğimizde acil doktoru bizi Ankara Devlet Hastanesi’ne yönlendirdi. Bizde kaldığımız eve geri döndük.Zaten alçı yarım alçı olduğundan makas ile kolayca çıkarılabiliyordu. Eşim makas ile Muhammed Enes’in ayağındaki alçıyı çıkardı.Muhammed Enes ayağındaki alçıdan kurtulmanın sevinciyle etrafına gülücükler saçıyordu. M. Enes’in ayağı uzun süre fisketör ve alçıda kaldığından  diz kapakları bükülmüyordu. Anlaşılan diz kapakları kireçlenmişti.

Telefon ile akşam için uçakta yer ayırdıktan sonra oruçlu olduğumuzdan dinlenmek için öğle namazından sonra biraz uyuduk.Muhammed Enes ise uyuduğum odada oyun oynarken birden hıçkıra hıçkıra  ağlamasıyla uyandım. Muhammed Enes adeta gözyaşlarına boğulmuştu.Muhammed Enes tekrardan ayağının kırıldığını bize haber verircesine ağlıyordu. Biz ise Muhammed’in ayağındaki  kireçlenmeden dolayı ağladığını sanıyorduk.

Akşam ezanına doğru Ankara Esen Boğa Hava alanındaydık.Muhammed Enes’in ağlaması bir türlü dinmek bilmiyordu.Bizim ise içimizdeki korku giderek büyüyordu. Uçak’a bindikten sonra M.Enes, Şanlıurfa Havaalanına kadar ağladı. Şanlıurfa Havaalanına indikten sonra bizi Havaalanında kayınbabam ve kaynanam karşıladı. Kayınbabamda Muhammed’in ağlamasının dizlerinin kireçlenmesine bağlayıp başından geçen bir olayı anlattı.Ama gördüğüm rüya ve Muhammed Enes’in sürekli ağlamasından dolayı içimdeki şüpheler giderek büyüyordu.

Şanlıurfa’ya girince kayınbabama bizi Şanlıurfa Devlet Hastanesine götürmesini söyledim.Şanlıurfa Devlet Hastanesine gelir gelmez Muhammed’in ayağının filmini çektik. Gece olmasına rağmen, Allah’tan hastanede ortopedi doktoru da vardı. Filmi inceleyen ortopedi doktoru,  çocuğun ayağında herhangi bir sorun olmadığını söyledi.Gerçektende filme baktığımızda kemikte herhangi bir kırık olmadığı gözleniyordu.Ortopedi doktorunun söylediklerinden sonra Muhammed Enes’in ağlamalarına karşı bizde oluşan kanaat, Muhammed Enes’in ayağının kireçlenmesiydi.

Akşam Şanlıurfa’da kaldıktan sonra, sabah erkenden Siverek’e döndük.Ramazan ayının son günlerine girmek üzereydik. Hayatımda ilk kez Ramazan ayı bu kadar heyecansız geçiyordu.Her Ramazan ayında yaptığım Kur’an hatmini bu Ramazan’da yapamamanın üzüntüsünü yaşıyordum.Ayrıca Teravih Namazını da birkaç gün kılamamıştım.


M.Enes Siverek’e geldiğimizde de ağlamaya devam ediyordu.Ayağındaki kireçlenmeyi çözmek için tavsiyeler üzerine dizine zeytinyağı sürüyorduk. Akşam olduğunda iftiramızı açtıktan sonra teravih namazını kılmak için camiye gittim.Eve geldiğimde ise Muhammed Enes’in ateşinin yükseldiğini gördüm. Eşimin tavsiye ile Muhammed’i ılık su ile yıkamaya karar verdik.Muhammed Enes’i yıkarken kırılan bacağına dokunduğumuzda Muhammed’in bacağının taş gibi sertleştiğine şahit olduk. Hızlı bir şekilde Muhammed’i giydirip hastaneye götürdük.
Gece saat 23.00 sıralarında Siverek Devlet Hastanesi'ndeydik.Acildeki doktor Şanlıurfa’da çekilen filmi inceledikten sonra Muhammed’in bacağında “ödem” oluştuğunu söyledi.Muhammed’i sabahleyin Diyarbakır’a götürmemizi istedi. Muhammed’i kucağıma alır almaz, ayağı biraz hareket etse M.Enes feryat edercesine ağlıyordu.Gece saat 24.00 gibi eve geldik.Eşim sabah erkenden Muhammed’i Diyarbakır’a götürelim dedi. Ben ise sabahın olmasını asla bekleyemezdim. Saatler ilerliyor, gözüme bir anlık olsun uyku girmiyordu. Saat 04.00 gibi bir arkadaşı arayıp, bizi Diyarbakır’a götürmesini istedim.
Güneşin doğmasına az bir zaman kala Diyarbakır Çocuk Acil bölümündeydik.Burada yaşadıklarımız bir ömür boyu asla unutulmayacaktı…

Devam Edecek

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık