HALK İÇİN HALKLA BERABER OLMAK


19 Ekim 2008 Pazar 00:00
21 kasım 2002 de askerlik görevimi ifa edip İstanbul dan Siverek e geldiğimde denizden çıkmış karada çırpınan balık misali yapayalnız bu küçük şehirde ne yapacağım deyip kara kara düşündüğüm günleri daha dün gibi hatırlıyorum.İlk iş hayatıma Siverek Kaymakamlığında abım kadar sevdiğim çok değerli eski Kaymakamlarımızdan İbrahim Hayrullah Sun la çalışmak devlet ciddiyeti ve iş ahlakını bütünleştirip birleştirmeme sebep oldu.Burada ki kısa bir çalışmadan sonra bankacılık hayatı akabinde sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfındaki koşuşturmamız belediyeye kadar uzandı…….
Yazıyı okuyan arkadaşlarım ya arkadaş zaten senin hayatını biliyoruz neden bize hayatını anlatıyorsun ki diyebilirler haklı olarak.Benim size anlatmak istediğim ilk başlarda Siverek’te çalışmak istemeyen,bir an önce Siverek dışına çıkmak isteyen ama şu anda da Siverek’te çalışıp halkla iç içe olan sevinçlerini paylaşan, kederlerine ortak olmaktan memnun bir insan var.Benim gibi düşünen bir çok arkadaşın bir daha düşünmesini ve ne yapabiliriz sorusunu sormalarıyla yetinmeyip cevabını da çalışmalarıyla kanıtlamalarının umudu içindeyim….
Bir ülkenin aydınları, elbette ki halkın ve hayatın meselelerini irdelemekte ve çözüm bulmakta özel ilgi ve ihtisas sahibidirler. Ama, pratikte bu tür konuların içine girmeyen ve olayların derinliğine inemeyen aydınlar; çoğu zaman eksik tespitler ve hatta yanlış yönlendirmeler yapabilmektedirler. Bilindiği gibi, uzmanlık itibariyle; herhangi bir olayın teorik ve pratik alanına bilgiler, çoğunlukla aynı kişide toplanamamaktadır.
Bugüne kadar, belirli kişilerin; gerçek özelliğine vakıf olamadıkları konularda yazı yazdığını, konuştuğunu görüyoruz.. Ülkemizde; "kim ne yaptı ise; yanına kar kalan bir ülke" durumunda oluşu ve halkın, kendine ait haklarını koruma bilincine sahip bulunmayışı, bu tür yanlışlıklara çoğu zaman imkan vermektedir.
Yeniden bir toplum inşası niteliğinde olan çalışmaların, o toplumun asıl unsuru olan halk ile birlikte belirlenmesi ve çözümüne çalışılması, hiç de atlanmaması gereken bir konudur. Halkın; bilerek veya bilmeyerek dışlandığı bir araştırma veya eylemin;entellektüel bir tartışma olmaktan başka bir faydası olmayacaktır. Halbuki artık tartışmaların ötesinde, toplumsal yapılanmaya ait gerçekçi projeler üreterek halkımıza ve ilçemize faydalı olalım.
Son dönemlerde kültürel alanda atılan adımlar ileriye dönük sevindirici bir haber.İlçemizdeki gazete sayımızın çoğalması ,Siverekımızı tanıtan web sayfalarının fazlalığı ve burada yazı yazan arkadaşlarımızın sayısının artması kültürel alanda mesafe kat edişimizin bir göstergesidir.
Siverek sevdalısı olan dostlara diyorum ki gelin Siverek te çalışalım.Halkımızın içinde olalım halkımızla beraber birleşip  bütünleşelim. Dışardan kimse gelip buraya hizmet etmek istemez haklı olarak.Herkes kendi memleketine hizmet etmek ister ve doğrusu da budur.Siverek ı kalkındırmak eğitim seviyesini yükseltmek ,sosyal,siyasal,kültürel ve ekonomik alanlarda ileriye götürmek için var gücümüzle çalışalım.Bunu biz yapalım ki bizden sonraki nesillerde bu mirasımıza sahip çıkıp devam ettirsinler bunu.Bu nedenle Halkımız  için Halkla beraber olup güzel yarınlarda buluşalım. 
 
Her güzel sözün başı sırf Milletle başlar, Milletle biter. Her görev isteyen milletin yoksulluğundan, fakirliğinden dem vurarak görev ister. Göreve gelirsem bu milletin talihsiz kaderini değiştirmeye geldim der. Ama yıllardır hep aynı teranelerle Millet uyutulur gider. Öyle bir milletiz ki uyanmama üzerine uykuya dalmış gibiyiz. Hesap soracaklarımızdan bile korkarız, ne olur ne olmaz, bana ne gibi yalın kalıplara sığınırız. Karşımızda düğme ilikleyeceklerin yanında, biz düğme ilikleriz.Seçtiklerimizden korkar hale gelmişizdir. Yetki verdiklerimizden, üzerimizde yetki kullanacaklarından korkarız. Yoğrulan hamurumuz bizim saygı duyma yerine değil korku üzerine olmuştur.Neden korktuğumuzu bile bilmeyiz. Yetki var ondaya sarılırız. En büyük yetkiliden ise korkma gibi bir düşüncemiz aklımıza hiç gelmez. Gelirde o korkunun tahsilatını aklımıza getirmeyiz.Ülkemiz için hizmet aşkı ile tutuşanları gördükçe keşke bu aşk bunlarda olmasa da bizde rahat etsek diye düşünürüz. Ama bunu sesli düşünceye dökme cesaretini yetkiliden, yetki gidince seslendiririz. Ben demiştim ya diye başlayanları, ağzı açık dinler bizim üstümüzden yeni senaryolara izin veririz. Her seferinde yeni maceralara kendimiz yetki vermeye bayılır. Sonra da elim kırılsa idi de atmasaydım diye dövünürüz. Suçlama üzerinde suçlu ararız. Hizmet adına söz verilenleri unutur, türlü kelime oyunlarını alkışlamak için binlercemiz sokaklara dökülürüz.Söz verip yapamadıklarını sorgulama yerine, eleştirenlere kızarız. Yazılanlara tahammül göstermeyi bırakıp, neden böyle yazıyor, kastı var, birilerine hizmet ediyora sarılırız. Korunması gerekenleri değil, suçlanması gerekenleri koruruz, bizim adamımız mantığını önde tutar, riya’ya dönük çalışana yere göğe koyamayız. Makamlarda liyakat arama yerine, emme basma tulumba gibi olsuna bakarız. Siyasi konjöktür değişti mi oraya sızmanın yolunu arar, çıkarlarımızı kollama adına doğruluk yanlarımızı askıya alırız. Hepimiz birileri bize hizmet etsin diye seçeriz ama, birilerine hizmet etmesin diye yola bakarız. Neler gördü bu millet 2 anahtar vaat edipte, elindeki anahtarı bile tutmak zorunda kalanımı dersin, akaryakıt Türkiye’de çok pahalı deyip te, iktidara gelince yarı yarıya ucuzlatacağını söyleyip, iktidara gelince 3 misli fiyatla almak zorunda kaldığımız akaryakıt ürünlerimi dersin. Her seçim arifesinde halk’a vaat üzerine kitapçıklar çıkaran siyasi partilerimizin, seçim sonunda vaatlerini unutup, bütçe şöyle böyle demelerine sarılmalarınımı dersiniz. Bütün bunlar olurken hizmet aşkı ile tutuştuklarını anımsar ve güleriz. Hep gülme dileklerimle.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık