ŞİDDET VE ÇOCUKLAR


13 Kasım 2006 Pazartesi 00:00
ŞİDDET VE ÇOCUKLAR
Silahların gölgesinde, şiddetin etkisinde yaşadığım bölgede son günlerde şiddet ve çocuk manzaraları gündeme damgasını vurdu.1970 lı yıllardan başlayarak bölge silah deposu haline getirildi.1970 yıllardan başlayarak sıkıyönetim ilanları, her şeyin silahla denetlendiği ve şekillendiği bir yaşamın ilk adımları atıldı. Örgüt silahlaması, aşiret ve köy koruculuğu silahlaması derken bölgede silahsız insan ve aile sayısı yok denecek kadar azaldı. Silahların gölgesinde ve silahların yaşamı, siyaseti, yönetimi şekillendiği bölgede bu tarihten sonra doğan gençler ve çocuklar için silah, şiddet, kavga, dışlamışlık, hor görme, itilme, kabul edilmeme bu gençlerin ve çocukların yaşam şekli haline geldi. Şehir varoşlarında işsiz, eğitimsiz ve umutsuz yaşayan ve geleceğe dair hiçbir umudu kalmayan, umut çabalarına karşılık şiddete maruz kalan insanların kontrol edilmesi, denetlenmesi ve sisteme entegre edilmesi mümkün olmayacağının en iyi kanıtları son günlerde yaşanan olaylardan anlaşılmaktadır. Ekilen şiddetin ürünü fırtına olarak topluma, günlük yaşama geri dönmektedir. Bu fırtınadan toplumun tüm katmanları nasibini alacakları görülmektedir.
Günü kurtarma adına bölgedeki mevcut sosyoekonomik, kültürel, hak ve özgürlüklere dair sorunlara günü kurtarma anlayışıyla yaklaşmanın, bu sorunları hiçe saymanın, görmezlikten gelmenin getirdiği birikimin sonuçlarını alıyoruz.Son baharda,kuru havada ekilen tarlalara ne ekersen,kış boyunca yağan yağışların ve baharla birlikte ısınan hava,parlayan güneşle birlikte toprağa ekilen tohumlar filizlenir.Bu topraklarda,bu coğrafyada yıllardır insan adına,insanlık yararına,insanların insanca yaşayabileceği hiçbir insanı yatırım yapılmadığı gibi insanların yaşaması ve şiddetten arınması için hiçbir çözüm ve çaba sarf edilmedi.İnsanların günlük yaşamları için gereksinim duydukları iş,eğitim,alt yapı,yatırım adına pek bir şey yapılmadığı gibi bu imkanlardan yoksun olan insanların gençlerin,özgürlükleri hiçe sayıldığı gibi hep şiddet,kavga ve iktidarın namlunun ucunda olduğuna dair bir yaşam şekli sunuldu.Bu koşullar içinde yaşayan,dört tarafı şiddetle kuşatılmış,her şeyin şiddetle şekillendiği ve belirlendiği ortamda yetişen ve bundan başka kendilerine bir alternatif sunulmayan gençlerin içinde bulundukları bu yaşam şeklinin sonuçlarını alıyoruz.Evde ana babadan şiddet,toplumda güçlüden,aileden,aşiretten şiddet, kula gitem imkanını bulmuşsa şiddet,devlet babadan ve bu babanın evlatları olarak kabul edilen kesimden alabildiğince şiddete maruz kalan gençlerin mesleği ve yaşam şekli haline gelen şiddetten gençlerin korkması ve bunu kendiliğinden terk etmeleri mümkünmü.Umuda,barışa,ekmeği,özgürlüğe,kültürel hak ve demokrasi adına bu gençlere hiçbir şey sunulmadı,Şiddet hariç.Yaşamın her anında bu şiddete maruz kalan ve kendisine bir yaşam şekli olarak sunulan,her gün beynine,yüreğine ve hücrelerine enjekte edilen bu şiddet ortamında büyüyen ve insanca yaşama mücadelesini ve bilincini taşıyan gençlerden,çocuklardan gelecek tepkiyi eleştirmek tüm bu mevcut sorunları göz ardı etmek,bunları görmezlikten gelmekle bu sorunların çözüleceğini umanlar yanılıyorlar.
Çocukların ve gençlerin insanca yaşama şartları oluşturmadan, toplumda günlük yaşamın şiddet ve silahla çözülmeyeceği anlayışı hâkim kılınmadan, daha çok hak, daha çok demokrasi, alabildiğince özgürlük, insanca yaşama anlayışı benimsenmeden bu sorunların çözülmesi mümkün değildir. Bunu ilacı dünyanın birçok ülkesinde benzeri sorunlar yaşanmış, şiddetin çare olmadığına kara verilmiştir. Bu toplumsal sonunun tedavisi ve reçetesi daha çok demokrasi, daha çok hak ve hukuk, daha çok sevgi ve özgürlük daha çok iş, ekmek,eğitim,sağlık ve barış.Şiddetin,dışlamışlığın,reddin yok saymanın yerine bu kavramlar günlük yaşama hakim olduğu zaman,toplum,gençler şiddetten kendiliğinden arınacağını ve şiddeti besleyen nedenler ortadan kaldırıldığında barış içinde ,insanca yaşamanın ikliminin hakim olacağı bilinen bir gerçekliktir.Daha çok demokrasi,daha çok hak ve hukuk,daha çok sevgi ve barış,daha çok özgürlük mü yoksa alabildiğince

 

 

 

 

 

şiddet, kavga, inkar, öldürme, gözyaşı, yanan ana yürekleri, tahrip edilmiş toplumsal yaşantı mı ?. Bunun çaresi ve reçetesi açık; daha çok hak, hukuk ve demokrasi ve özgürlükten geçer.

 

 

Av.Şeyhmus İNAL

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık