SİZ YİNEDE FEDAKAR OLUN


12 Nisan 2010 Pazartesi 00:00
SİZ YİNEDE FEDAKAR OLUN,VARSIN DENİZ YILDIZLARI BİLMESİN…
            Yaşamımız boyunca hangimiz düz yoldan sapmadık,vurmadık kendimizi dağlara,kepirlere,uçurumun kenarına…Kalp kırdık,yürek burktuk.Bazen ihanete uğradık,kendimize hakim olamadık bastık okkalı küfürü,bazen oturup ağladık yaptıklarımıza…Bazen en yakın dosttan yedik kazığı,düştük aynı tuzaklara defalarca,adları ve eşkalleri  farklı olsa da…
Unutmamak gerekir ki;bir çok insanın ruhundaki eziklikler,yaralar ve kanamalar başka bir ruhun eseridir.Lakin,hatayı olgunlukla karşılamak,unutmamak kaydıyla ihaneti affetmek ve düşene el vermek,ancak olgun ve fedakar insanların samimi inancının eseridir.O halde ben iyi bir insanım diyebiliyorsanız;size beslenen ümidi,size duyulan güveni ve inancı boşa çıkartmayarak,şahsiyetinizin uyandırdığı hisleri pozitif bir şekilde kullanarak iyi insanlara enerjinizi  yaymalısınız.
Yayacağınız enerji bir insana da olabilir,sokaktaki bir kedi veya dalı kırılmış bir ağaca da…Tüm canlıların yardıma ve pozitif enerjiye ihtiyacı vardır.Umut ve cesaretinizi kaybetmeden,içinizdeki sevgi tohumlarını çevrenize yaydığınız taktirde başkalarının da yanınızda olduğunu görecek ve hissedeceksiniz.Yeter ki fedakarlığı  elden bırakmayın.Göreceksiniz,hayat denen vadeli zaman hep size muhtaç olacak ve siz galip geleceksiniz!Yapmış olduğunuz ufak bir iyilikle neleri kurtardığınızın belki farkında olamayabilirsiniz,ancak sizin için basit görünen ufacık bir eylem başkaları için hayat meselesi olabilir…
Buna ilişkin yıllar önce başımdan geçen kısa bir anekdotu sizinle paylaşmak istiyorum:Şimdiki 3.Nolu Sağlık Ocağı o zamanlar Devlet Hastanesiydi.Yoksul bir köylü vatandaşın 7-8 yaşlarındaki kızı ölüm döşeğinde,acil kan bekliyormuş.Çocuğun babası hem çok fakir,hem de yol-iz bilmeyen bir vatandaş.Bu durumu bir arkadaş söyleyince,hastaya aranan kan gurubunu sordum,kan gurubum tutuyordu.B.RH+.Daireden çıkıp Devlet hastanesine gittim,zaten çok yakındı.Hastanenin dış kapısının önünde 30 yaşlarında gözleri kan çanağına dönmüş,sanki 50 yaşlarında umutsuz ve tükenmişlikle omuzları çökmüş,avuçlarındaki bir şeyleri zoraki olarak ağzına götüren birini görünce,hasta çocuğun babası olduğunu tahmin ettim.
Yaklaştım,adamı hiç tanımıyorum. “kızına kan arayan sen misin?” diye sordum.Adamın gözü fal taşı gibi açıldı,umutsuz ve mecalsiz bir şekilde “Eré”dedi.Türkçe  bilmiyordu.Kürtçe konuşmaya devam ettik. “kızın can derdinde sen burada ne yiyorsun?”diyerek sanki adamda bir hakkım varmış gibi gayri ihtiyari olarak kızgınlığımı belirttim!Adam avucunda bulunan üç-beş çekirdek tanesini yere atarak yutkundu.Ne yapabilirdi ki?!Parasının olmadığını,aranan kanı nerede bulacağını,yol bilmediğini,çaresiz ve perişan olduğunu bana anlattı.Gerçekten de öyleydi,başka ne yapabilirdi ki!…“Haydi” dedim  “kızına ben kan vereceğim”  diyerek hastaneye girdik.İlk defa kan verecektim.Korkuyordum ama,erkekliğe  b..  sürmek olmazdı!Bir ünite kan aldılar benden.
Kendimi kahraman gibi hissetmiştim!Kan verdikten sonra tekrar daireye geldim.Sonradan çocuğun hayati tehlikeyi atlattığını duydum.Ondan sonra o vatandaşı bir daha görmedim.Ama,iyi bir şey yaptığıma inandım ve yaptığım bu hareket bir anı olarak bende kaldı!…
Aynen,deniz yıldızları hikayesi gibi,sizde gücünüz oranında yapabileceğiniz küçük bir iyilik karşılığı,ne kadar büyük kapılar açtığınızı belki bilemeyebilirsiniz.Sahile vuran her deniz yıldızını ve yere düşen her canlıyı yerden kaldırmaya çalışmalıyız…
İşte yaşanan Hikaye; Büyük okyanusun canı istediğinde dev dalgaları ile dövdüğü Kostarika sahillerinden birinde,kabaran öfkesiyle,hırçın ve kızgınlığını da biri birine katan deniz,ürperten uğultularla yükselen dalgalarını öyle bir çarparmış ki sahile,bembeyaz köpüklerin kaybolması epey zaman sürermiş.Uzun süren gecenin sonunda yorgun düşen deniz,elini eteğini kıyıdan çekip,okyanusun derinliklerine doğru kaybolup gidince,çekilen beyaz köpüklü dalgaların arkasından mercanlar,yosunlar ve deniz yıldızları kumsalın ve çakıl taşların üzerine öylece serpilirlermiş.
Bu sahile yakın bir yerde, küçücük kulübesinde bir adam yaşarmış.Dev dalgaların sesini duydukça köpüklerin içinden kıyıya vuran deniz yıldızlarını düşünür,onlar için üzülürmüş.Tan yerinin ağarması ile birlikte durgun ve dingin hale gelen denizin üzerine şafak sökünce uzun kumsal üzerinde binlerce deniz yıldızlarının çaresiz ve umutsuz yüz üstü serpilmişliklerine bakıp önce hüzünlenir,sonra eline aldığı deniz yıldızlarını tek tek incitmeden,yumuşak hareketle denize fırlatmaya başlarmış.Onun bu telaşlı halini gören yaşlı bir adam yavaşça yanına sokularak ne yaptığını sorar.Yıldız toplayan adam bu ıssız sahilde birisini görmenin şaşkınlığından en ufak bir emare göstermeden hafifçe başını kaldırıp; “Biraz sonra güneş doğacak,ortalık ısındığında bunlar ölecek,bende ölmesinler diye denize atıyorum” der.
Yaşlı adam  “ama evlat,sahil kilometrelerce uzun ve bunlardan binlercesi var,tümünü denize bırakman mümkün değil,nasıl olsa biraz sonra güneş doğacak ve geri kalanlar güneşin bağrında kuruyup ölecekler.Sonunda ne fark edecek ki?”
Saçları ve sakalları biri birine karışmış,kirli yüzündeki yorgun gözleriyle  “yıldız toplayan adam” elinde tuttuğu bir deniz yıldızını yumuşak bir hareketle denizin içine fırlatır. “Bak bunun için çok fark eder” der.
Evet,yaşamımız boyunca belki yüzlerce,binlerce sorunlar yumağı içerisinde boğuşuyor olabiliriz…Memleket meselelerine,toplumsal ve sosyal sorunlara,ailevi problemlerimize karşı kendimizi mesul kabul edip,dert edinebiliriz.Toplumsal duyarlılıkla elimizle birlikte gövdemizi de taşın altına koyabiliriz.Yapılan tüm fedakarlıklara rağmen tek başına tüm bu sorunların üstesinden gelmek mümkün olmayabilir.
Ancak,yüce gönüllülüğün güçten ve kibirden daha etkili ve üstün olduğu prensibiyle,yapılacak olan her iyi eylemin küçüklüğüne ve büyüklüğüne bakmadan “yıldız toplayan adam” samimiyetiyle yaşamaya gayret etmeliyiz…
 
                                                                                  Hasan   BAYDİLLİ

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık