TEK TİP


1 Ekim 2010 Cuma 00:00
TEK TİP
  Derste öğrencilere soruyorum; “ bir öğrenci kravat  takmazsa saçlarını kısa kesmezse, önlük giymezse okulda bir şeyler öğrenebilir mi?” Tek tip yetiştirilmiş öğrenciler bir ağızdan bağırarak söylüyorlar; “Hayır Öğretmenim, Öğrenci olduğu nasıl belli olacak o zaman?”
 Soru ve cevap ne kadar bir biriyle bağlantılı değil mi?
  Bir ilköğretim öğrencisinin sıfır km beynini ilk yıllardan itibaren bir zincire vurup, zevkini, tarzını, ifade özgürlüğünü ve ben şahsıma uygun olanı beğenirim deme hakkını elinden alıyoruz.
  Bizim klasik eğitimciler ısrarla şunu savunurlar. “ yok eğer serbest kıyafet olursa zengin çocuklar daha iyi giyinecek, fakir öğrenciler giyinemediğinden sınıfta eziklik hissedecekler”.
  Bu tür düşünen eğitimcilerimize şunu sormak istiyorum:
 O çocuklar aynı çevreyi paylaşmıyor mu?
Aynı sokakta yaşamıyor mu?
 Okulda altı saat kalan bir öğrenci 18 saatini nerede geçiriyor?
Bunları da düşündünüz mü?
Ve en önemlisi;  biz okulda onların fakirliklerini gizlediğimizde fakirliklerine bir çözüm mü buluyoruz? Veya bugüne kadar bulabildikte mi tek tipe devam diyoruz?
 Sadece okulda tek tip giyinenler mi öğrenebilir?
Eğitim sadece okulda mı verilir?
Bu yüzden midir ki okulu bitiren bireyler eline kitap almıyor, kişisel olarak kendini geliştirmiyor?
    Biz her birey öğrenebilir fikrini ne zaman kabullenecek, tüm yurttaşları birer öğrenci olarak ne zaman kabul edeceğiz?
   Çocuklar okul bittikten sonra neden kitaplarını yırtıp atıyorlar, üstlerinde bir önlük olmadığı zaman neden kurallara uymuyorlar?
    Ve netice olarak böyle bir sistemde yetişen öğrencilerimizden dünya bilim literatürene kazandırdığımız kaç elemanımız var? Olanlarda buradan göçüp gidenler maalesef.
  Üzülerek ifade edelim ki, bırakın özgürlükleri geliştirmeyi ve bu yönde eğitim vermeyi, eğitim kurumlarında demokratik olmayan birçok uygulamayla bireylerin okuma hakkını bile elinden alıyoruz.
     Bütün yasal metinlerde, ‘eğitim, bireylerin temel hakkıdır’ denilmesine rağmen, birtakım yasaklar getirerek bireylerin en temel hakkı olan eğitim hakkının ellerinden alınması insan haklarına da aykırıdır. Aslında bu da bir evrensel eğitim sorunudur. Çünkü eğitiminiz; demokratik yaklaşımları, insan hak ve özgürlüklerini öncelemiyorsa, yetiştirdiği bireylerde yönetim erkini eline geçirdiğinde demokratik yaklaşımları sergilemeyecektir. Bunun için eğitimin içeriği ve niteliği demokratik değerlerle donatılmalı ilk yıllarda kul hakkı ve toplum hakkı bilinci sevdirilerek, yaşatılarak benimsetilmelidir.
 
  Eğitimin en önemli unsuru topluma hitap eden yönüdür. Tek tip mantığıyla yetiştirilmiş bireyler tek tipçiliği zamanla benimser, kişilikleri siner kendi özgür düşüncelerini ifade etme yetilerini kaybederler. Kendisi gibi düşünmeyenleri ötekiler, herkesin kendisi gibi düşünmesini ve yaşamasını ister. Toplumun kutuplaşmasını sağlar. Ve O ülkeler refah yüzü görmezler.
    Eğitim yoluyla bireyleri özgür niteliklerle yetiştirdiğinizde, nitelikli bireylerin oluşturduğu toplum da nitelikli hale gelecektir. Bireyleri nitelikli olan toplum, kalkınma ve gelişme yönünde önemli gelişmeler sağlayacaktır.
  Kişisel yönlerini geliştirmek için beyinleri kütleştirilmeyen bireyler toplumdaki demokratik hakların kullanımı, özgürlüklerin önünün açılması bakımından son derece önemli işlevlere sahiptirler.
   Eğitim yoluyla bireylere örgütlenme bilincinin sağlanması ise yine tek tipçilikten vazgeçilerek yapılabilir. Tek tip fikrinden vazgeçildiğinde örgütlü toplumun gelişmesi açısından ciddi mesafeler kat edecektir.
    Demokratik toplumların başarısı, eğitim sistemlerinin özgürlüklere verdiği önemle anlaşılmaktadır. İsveç eski Başbakanı Olof Palme, “Biz, çocuklarımızı okula yeni bilgiler edinmelerinden ziyade bir sivil toplum örgütüne nasıl katılabilirim ve de nasıl katkıda bulunabilirim bilincini geliştirsinler diye gönderiyoruz” derr. Bu görüş aslında bizim milli kimliğimiz olan İslam kültürüyle eş değerdir. İslam kültüründe öz olarak birey toplum için yaşar ve ona hizmet edendir.
    Bu anlayış, aslında bir sivil toplum örgütünün gelişmesinden ziyade sivil toplumun oluşması, sivil anlayışın topluma hâkim olması ve özgürlüklerin kullanılması için önemli bir yaklaşımdır.
   Bir başka eğitim düşünürü ise, “Eğitim, yalnızca bireysel özgürlükler açısından değil, toplumun bir bütün olarak ilerlemesi açısından da hayati önem taşımaktadır” yaklaşımında bulunuyor. Öyle ise eğitimin işlevleri arasında toplumun gelişmesi ve değişimi de vardır. Bu değişimi sağlayacak yegâne unsur, vermiş olduğunuz eğitimin niteliğidir. Toplumsal değişim elbette ki demokratikleşmenin ve özgürlüklerin önünün açılması yönünde olmalıdır. Ancak burada şunu da net olarak ifade etmek gerekir ki, günümüz toplumlarında ve yeni eğitim akımlarında resmi ideoloji eliyle eğitimin verilmemesi veya devlet erkinin eğitimin içeriğine fazla müdahale etmemesi gerektiği ifade edilmektedir.  Hatta dünya eğitim tarihine bu anlamda ciddi sorgulamalarda bulunulmakta, artık ‘devlet eliyle ve zorunlu eğitime hayır, ezberci eğitime hayır’ sözleri yüksek sesle zorunlu eğitime karşı yaklaşımları görmek mümkündür. Bu yaklaşımlara göre, eğitimde gönüllülük esastır. Ünlü bir düşünür şöyle der; 
“Eğitim, temel hak olarak kabul edilebilir ise de, bu hak, yeteneği ve gönüllülüğü dışlayamaz.  Bireyler açısında otonom olmayan bir eğitim hakkından söz edilemez.”
  Unutmayalım ki “Dünyanın bütün sorunlarının kaynağı eğitimsizliktir.”
 Kılık kıyafetten çok, dünya bilim dilinde benzeri olmayan lüzumsuz müfredat derslerinden ziyade, alternatif bilimle uğraşan, benci değil, bizci bir nesille umut dolu, daha güzel yarınlarda buluşmak dileğiyle, yeni eğitim-öğretim yılı hepimize hayırlı olsun.
 
  Selam ve Sevgi ile…
Mustafakaradagli15@hotmail.com


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık