Siverek Haber

Siverek Haber

AŞKIN ZORLUĞU - 2 -


12 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
AŞKIN ZORLUĞU - 2 -

Annemin davranışı ve duası beynimde fırtınalar kopartıyordu. Odaya girdim biraz sırtüstü uzandıktan sonra, zaman zaman şiir ve yazı, zaman zaman da gazete ve dergi köşelerinden veya takvim yapraklarından okuduğum güzel sözleri karaladığım defterimi elime aldım… Asmin’e göstermeyi düşündüğüm sayfalara göz atmaya başladım…Sayfalardan birinde  ‘Asmin ile Ronahi’,  diğerinde  ‘Ronahi-u Aşmi’  son sayfada ise ‘Aşmi-u Ronahi’  başlığı taşıyordu.  Başlıklar, üzenle büyük harflerle yazılıp, harfler renkli kalemlerle renklendirilmişti. Başlığın altında iki fotoğraf yeri vardı,  birinde Ronahi’nin kendi fotoğrafı bulunuyordu,  diğeri boştu… Fotoğrafların altında ise gelecekte doğacak çocuklarına koymayı düşündüğü isimler yer alıyordu...’ Rozerin,  Aşıti,  Şirvan,  Berivan,  Berfin,  Arjin,  Dilan,  Medi Rojen,  Arda,  Miran,  Brusk,  Rodi,  Perver,  Şirvan, Gülistan,  Baver,  Sidar’ gibi isimlerden onlarcası yer alıyordu. Evlendikleri ilk aylarda saatlerce bu isimler üzerinde konuşacak, sonra Asmin’le beraber içinden elemeler yapacaklardı… Böylelikle yaşadığı topraklarda, en güzel isimler, en anlamlı isimler onların çocuklarının isimleri olacaktı... Hayalindeki çocuk isimleri için saatlerce çalışıyor,  isimleri üzenle seçiyor,  anlamlarını araştırıyor,   sonra da,  seçtiği isimlerin seslenilmesinde, isimde bir kısaltmanın mümkün olup olmayacağını, ismi defalarca söyleyerek test ediyordu…

Evlerimizde televizyon yoktu, televizyon Siverek’te belli başlı birkaç ailede vardı… Komşular toplanıp, televizyonu olan evlere televizyon izlemeye giderlerdi… Televizyon sahibi, mahallede itibarlı ve zengin olarak kabul görürdü… Televizyon izlemeye gidenler ev sahibinin çocukları ve hanımı ile iyi geçinmeye mecburdu, eğer iyi geçinemez veya aile işlerine yardıma gitmez isen eve alınmaz, televizyon izlemekten mahrum kalırdın…
Sobacı Remo anlatmıştı: Beni bağ işlerine yardım için çağırdılar, ben bel’i sevmediğimden gitmedim. Akşam televizyon izlemek için Ap Mısto’lara gittiğimde, em Sıltan kapıyı açtı, yüzü asıktı ‘Sen bizim bağ’a  gelip, birkaç baran (asma sırası) bel yapsaydın, bel’in mı kırılırdı!.. ’ diyerek kapıyı suratıma kapadı,  bin pişman olmuştum gitmediğime, içimden kendime çok kızmış,  bir daha çağırsalar da koşa koşa gitsem diye dua bile okumuştum,  Baktım olacak gibi değil, birkaç gün sonra,  mahallemizin sevilen siması, keçeci hal İsa’yı aracı  koydum  beni affetsinler diye…  Berber Mahmut’un oğlu Sefer ise : ‘Bir keresinde televizyon izlemeye gitmiştim hal Sefer’lere, evin şişko oğlu Zıfkar, karnıma bir yumruk vurdu, valla iki büklüm oldum, tam bende ona vurup heyfımı (öc, intikam) alacaktım ama annem ‘deli misin senin yüzünden televizyon izleyemeyeceğiz’ diyerek, beni tutmuş ‘Eee!. o beni vurdu!’ dediğimde ‘sus terbiyesiz’ diyerek bana tepki göstermişti.

Arkadaşlarımdan televizyonlu evin, televizyonu olmayan komşu evler üzerindeki etkisini dinleyince aklıma bir fikir gelmişti, hemen koşarak babamın şeytan küçesindeki dükkanına gitmiştim. Dükkanda iki müşteri vardı, babam beni görünce ‘Oğlım nerdesen!.. git bize kahveden üç demli çay söyle’ demesi üzerine, -yağ çekmek için- ‘Hemen babacığım’ diyerek kahveci hal Rojhat’a koşmuştum. Müşteriler çaylarını içip, ‘hatırdı şıma’ (Allah ısmarladık) diyerek gittikten sonra, babamın yüzüne bakmış gergin olmadığını görünce de,  bütün sevecenliğimle ‘Baba bize televizyon alır mısın?’ ricasında bulunmuştum… Babam, suratıma şaşkın şaşkın bakmış ‘la oğlım, biz kim televizyon kim, siz beni koç’la karıştırisız’ demişti.
 Ben evde televizyonumuz olsun, bol bol film izleyeyim derdinde değildim, Asmin’i her akşam görmek, televizyonun itibari ile kavuşma imkanımız olur düşüncesindeydim.

Annem, Babamdan ‘dövmeyeceğim’ sözünü aldıktan sonra ‘dam loğlama’ olayını anlatmış babama, Babam dövmedi ammaa, sözleriyle beni  dövmekten beter etti. Babam için oğlunun mutlu olup, olmadığının hiçbir önemi yoktu, önemli olan başkasının ne dediğiydi… Benden, Hacı Ömer mahallesinde oturan, şalvar dikmediği için memlekette ‘sosyete terzi’ olarak bilinen, Cerrıh Yavuz  amcamlara gitmemi, izni olmadan da, on beş gün eve gelmememi istedi. Bu bir uzaklaştırma cezasıydı ve bana verilebilecek en büyük ceza idi.

Sağlıcakla kalın…
Saygılarımla
Cengiz BAYRAM
cengizb2006@gmail.com 

Okuyucuya not    : Başlıkta yer alan numaralandırmadan da anlaşılacağı gibi bu bir yazı dizisidir. Yazılarda yapılan alıntılarla ilişkin bilgi, yazı dizisi sonunda ‘Kaynaklar’ bölümünde yer almaktadır. Yazıda ‘Dam Loğlama’, ‘Avluda Bulaşık Yıkama’ ‘İsimlerde Dil Uyumsuzluğu’ ve Olmayan bir şeyin ‘Televizyon’ un Nasıl Bir Yönetim Gücü Haline Gelebildiği’ hikaye edilmeye çalışılmıştır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Yukarı Çık