Siverek Haber

Siverek Haber

BİTMEYEN SENFONİ ! KAN DAVASI


2 Temmuz 2007 Pazartesi 00:00


            BİTMEYEN SENFONİ' KAN DAVASI
            Bu yazıyı ve kan davasını  kaleme almamın nedenlerinden biride 12.04.2001 tarihinde kaymakamlığımızca yapılan köy denetimlerinde yeni belde olan İlçemiz Kapıkaya Beldesi Aşağı Beşyamaç Mahallesine!yapmış olduğumuz ziyaret oldu.Güneydoğuda ve özellikle Siverek‘te halen güncelliğini koruyan,sosyal ve toplumsal huzuru bozan,ilkel ve çağdışı olan bu anlayışın insanlarımızı nasıl bir yaşantının içine sürüklediğine tanık oldum.Ve bu gözlemimi sizlerle paylaşmak istedim.
            Bir bahar mevsimiydi,Kaymakamımız İ. Hayrullah SUN’ un başkanlığında daire amirleri olarak hem köy denetimleri yapılacak hem de bahar mevsiminin vermiş olduğu rehavetle ruhumuzu dinlendirecektik.Aşağı Beşyamaç köyü ile Yukarı Beşyamaç köyünün on yıllardır kan davalı olduklarını biliyorduk.Çünkü daha öncede ilçemizde kaymakam olarak görev yapan  Sayın Abdulkadir KARATAŞ ve Sayın C.Orhan TOPRAK’ ın bir çok defa konu ile ilgili barış girişimlerinin olduğunu,Siverek’te hatırı sayılan ileri gelenler bir araya getirilerek   barış heyetlerinin kurulduğunu, bu iki grup  kan davalı insanlar için devleti temsilen her türlü fedakarlıkların yapıldığını yakinen biliyorum.
 Kaymakamımız;kan davalı olan köylerden önce okulu olmayan Aş. Beşyamaç köyüne gidileceğini bildirdi.Daha önce Beşyamaç mezrası adıyla tek mezra olan Beşyamaç mezrası yaklaşık 55 – 60 yıl önce birbirinden ayrılmış, Aş. Beşyamaç ve Yk. Beşyamaç ismini almıştır.İki köyün arası yaklaşık 500 metredir.Aş.Beşyamaç köyünün şimdiki nüfusu yaklaşık 600 – 700 kişidir. Yk. Beşyamaç köyünün ise yaklaşık 700 – 800 nüfusu bulunmaktadır. Ve her köyde tahminen 150 öğrenci ve öğrenci adayı çocuk vardır.  Yk. Beşyamaç köyünde okul var.Köy asfalt yol üzerinde olduğu için şehir merkezine gidip gelebilmekteler. Aş. Beşyamaç köyü ise yaklaşık 500 metre daha geride ve çukur bir yerleşim alanı içerisindedir.Yolları yok,okulları yok,asfalt yolu kullanamıyorlar.Çünkü asfalt yolu kullanmaları halinde Yk. Beşyamaç köyünün önünden geçmeleri gerekmektedir.Bu yolu kullanmaları durumunda tehlike çanlarının!Çalınmasına sebep olacaklardır.Velhasıl yollar kapalı!Belki merak etmişsiniz bu iki mezra arasındaki kan davasının kökeni 1927’lere dayanıyor. Su kuyusunun başında anlaşmazlık nedeniyle 3. kişinin öldürülmesi kan davasının başlangıcı olmuş.Şimdiye kadar bir çok ölümlü ve yaralamalı olay meydana gelmiş,bu olaylarda kadın,çocuk,yaşlı denmeden şuursuzca insanlar öldürülmüştür.Minibüsler taranmakta,köyler arasında taciz yapılmakta ve hatta birbirlerinin hayvanlarına bile ateş açmaktadırlar.Bu dava zaman zaman durulmuş ve zaman zamanda sıcak savaş!Halini almıştır.Ve halen soğuk savaş devam etmektedir.
Bizde bu köyümüzü yakından görelim dedik ve direksiyonları kırarak!Aş.Beşyamaç köyüne girdik. Köye girişte sanki cenaze evine!...Diyeceğim,ama değil.Çünkü bizim buralarda cenaze evleri kalabalık olur.Evet,burası sanki terk edilmiş ve hiçbir insanın yaşamadığı depremle sarsılmış bir harabeyi andırıyor.Ama ürkek,boş,anlamsız ve korkak gözlerle,yıkık,viran ve harabeye dönüşmüş evlerden süzüldüğümüzü fark ediyorum.Arabanın kornasını çalıyoruz. Tık yok, tekrar tekrar çalmaya başlıyoruz, yine ses yok.Birazda korkarak (!) arabadan iniyoruz. Olaki tanımadan uzaktan bize ateş  açılabilir.Nihayet iki – üç çocuk görünmeye başladı.Sonra birkaç kadın daha kapı girişlerinde belirlendi ve yaklaşık üç yüz metre uzaklıktan, işaretle ve iki elimizi ağzımıza siper yaparak kaymakam beyin geldiğini, köyde erkek yok mu? Diye bağırmaya başlayınca ,bizim düşman (!) olmadığımıza kanaat getirilince erkekler kıyı ve köşelerden çıkmaya başladılar.




Okulu olmayan bu köyde, cami avlusunda beklemeye başladık, birbirlerine haber uçurdular,kısa zamanda yaklaşık10–15 kişi cami avlusunda toplandı.Keşke görmeseydim.Ayaklarında lastik ayakkabı,kirli sakalları bir karış uzamış,kir-pas içinde yırtık ve yağlı elbiseleri ile ilkel kominal toplumda yaşayan insanları hatırlattı bana.Hele yüzlerindeki açlık,sefalet ve korku hiçbir şekilde anlatılmayacak kadar korkunçtu.Bu dünyayı yaşamıyorlardı. Hiç mi gayeleri yoktu? Çoluk çocuklarını düşünmezler mi bunlar?Bu anlamsız,sebepsiz ve ilkel gelenek niye bu denli canlı tutulmaktadır.Bir hiç yüzünden nasıl cana kıyılır.İnsanın aklını karıncalar kurcalıyor!Bundan beklentisi ve kazancı olanlar mı var acaba?Kadınların,yaşlıların ve sabi çocukların kanı üzerine hesap yapan olabilir mi? Zannetmiyorum!Ve bir defa daha burada tek eksikliğin eğitim olduğuna kanaat getirdim.Eğitimsiz bir toplumun en cahil ve en tehlikeli toplum olduğunu,insanlara mutlaka eğitim verilmesi gerektiğine inanıyorum. Zaten kaymakam beyin tek gayesi bu köye bir okul yapmaktı. Prefabrik te olsa bir okulun yapılması elzemdi.Çünkü okul yüzü görmeyen çocuklar babalarından gördüklerini aynen uyguluyor ve fi tarihten kalma davalarını körü körüne devam ettiriyorlardı.
 Köylülerle birlikte yere çömeldik. Kaymakam beyin ilk sözü “Ben barış için gelmedim” oldu.Kaymakam bey haklı idi.Çünkü her barış girişiminden sonra sanki bir takım gizli eller!faaliyete geçiyor ve bu sinsi kavga yine alevlenmeye başlıyordu.Kaymakam bey konuşmasına devam etti“Bana yardım edin,el birliği ile size okul yapalım.Tek dileğim bu köye bir okul yapmaktır.Hiç olmazsa çoluk çocuğunuz eğitim görsün,Okul inşaatının kumunu, tuğlasını, çimentosunu veririm ve gerekirse maddi yardımda da bulunurum.Yeter ki sizde birazcık bana destek olun” deyince köylüler tarafından olumlu, olumsuz ve kayıtsız görüşler ortaya kondu.
            Ne acı!Bir kavga anında veya keyfi olarak yüzlerce, belki de binlerce mermi harcayan,bunun maddi ve manevi hesabını yapmayan ve gerektiği!Zaman elindeki malını mülkünü satarak fütursuzca mermiye harcayan bu insanların okul söz konusu olunca kayıtsız kalmaları beni bir hayli düşündürdü ve inanın o insanların içinde bulunduğu yaşantı beni günlerce etkiledi ve halende etkiliyor.Korkulu,kin ve nefretli yüzleri sanki bir hilkat garibesi gibi gözümün önünde gidip geliyor.Küreselleşen bu dünyada halen bu ilkellik,korku ve zilletlikle yaşamanın çağdaş,demokratik,sosyal ve hukuk devletin ilke ve kurallarına uymadığı kanaatindeyim. Neyse... baktık ki  biz ayrı telden çalıyoruz,onlarda başka havadan gidiyorlar!Oturduğu yerden söze karışan ve  sonradan babasının öldürüldüğünü öğrendiğimiz 20 – 25 yaşlarında bir genç elindeki çubukla toprağı rast gele eşeleyerek ve önüne bakarak“Ben babamın intikamını almadan barışmayacağım ve benim için yaşamın hiçbir önemi yok” deyince sanki başımızdan kaynar su dökülmüş gibi olduk.Hiçbir olumlu düşünceye hüsnüniyetle yaklaşılmıyordu.Bu kin,nefret ve intikam duygusu  ne zamana kadar devam edecekti?Bu ateşe ve ateşlere su döken çıkmayacak mıydı? 
            Kaymakam bey oradaki topluluğa bir hafta müddet verdi.“Konuşun, tartışın ve karar verin, eğer burada bir okul istiyorsanız bir hafta sonra yine geleceğim”diyerek arkamızdan üzüntü, keder ve sıkıntıları orada bırakmaya çalışarak,kafamızdaki soru işaretleri ile köyden ayrıldık. Biz ayrıldık ama onlar ne bahar mevsiminin ruhlara verdiği tılsımı ne güneşin  mütevazı sıcaklığını ne de yüce Allah’ ın kullarına hediye ettiği ve bin bir çeşit renk ve mis kokularla donatılmış doğanın tadını alamayacaklardı.İşte bu noktada insan olarak üzülmemek mümkün değildir.
            İlçeye yol almaya başladık. Ayak üstü! Yk. Beşyamaç köyüne’ de uğradık. Köylüler okul önünde toplanmış sanki bizi bekliyorlar. Vakit artık geç oldu, güneş batmak üzere, köylülerle kısa bir sohbet ediliyor.Su sorunlarından başka önemli bir sorunları yok. Maddi olarak biraz daha şanslılar. Ah! Birde şu Allah’ın belası kan davası olmazsa.
           


İlçeye girince tam karanlık basmıştı. Zaten içimizde kararmıştı. Yüreğim kasılmaya başlamıştı. Köy denetimleri kapsamında tam bir hafta sonra tekrar Aş. Beşyamaç köyüne gidildi. Köylülerin toplanmasını söyledik. Köylüler toplanınca kimimiz yerde kimimiz sandalyede oturarak okul konusunu gündeme getirdik. Kimseden tık yok.Çaylar geldi.Bu defa çaylarını içtik. Ancak okul  ve eğitim konusundaki duyarsızlıkları canımızı sıkmıştı.Her şeyi Devlet’ten bekleyen zihniyet, orta çağ karanlığından kalan bu anlamsız ve insanlık dışı kahrolası kan davası mirasını bırakmıyor ve bu konuda Devlet yetkililerine ihtiyaç duymuyorlardı.
            Yapacak hiçbir şey kalmamıştı. “Allah yardımcınız olsun” diyerek köyden ayrıldık. Kaymakam bey bilahare tekrar köye giderek sonuç almadan dönmüş ve yeni barış heyetinin oluşturulması için tekrar çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Bu çalışmaların başarı ile sonuçlanmasını temenni ediyorum.Ancak bir hiç uğruna can’ a kıyan bu insanların barışarak bir araya gelmeleri umudu bende kalmamıştı.Son olarak diyorum ki bu gibi çağdışı olayları ancak Eğitim, Eğitim, Eğitim’le yenmemiz mümkündür.Bu yazıyı kaleme alırken Kaymakam beyden son bir haber daha aldım.Aş.Beşyamaç köyüne vatandaşın hiçbir katkısı olmazsa dahi Kaymakamlığımızca kampanya başlatılarak bir okul yapılması zorunludur.Diyerek bu sevinçli haberin müjdesini bana verdi.Haberin sonucunu en kısa zamanda görmek umuduyla...
                                                                                                           


                                                                                                                                                                                            Hasan BAYDİLLİ                                                                                                                                           Siverek Kaymakamlığı
                                                                                                                                                                                         İlçe Yazı İşleri Müdürü
                                                                                                          






NOT :Bu yazımı yazdıktan altı ay sonra Aş.Beşyamaç köyü İlköğretim Okulunun temeli atılmış,2002 yılında okul inşaatı bitirilmiş,2003 yılında ise okulda eğitim ve öğretime başlanılmıştır.Ayrıca yıllardır sussuz olan ve hiç su yüzü görmeyen Yukarı Beşyamaç köyüne su sondaj kuyusu vurularak köy halkı suya kavuşturulmuştur.Bu mutlu sondan dolayı başta Siverek Kaymakamımız olmak üzere emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık