ÇİFT YÜZLÜ MASKE TÜCCARLARI



 

Her fırsatta İslam dünyasını demokrat olmamakla suçlayan iki yüzlü batı dünyası Mısır’da siyasi hayatının hiçbir döneminde şiddete bulaşmamış ve demokratik bir yöntemle iktidara gelen Müslüman Kardeşler’e yönelik yapılan ABD icazetli askeri darbeyi neredeyse zil takıp oynayarak  karşıladı.

Yıllarca İslam Dünyasındaki devletleri Diktatör zorbalarla kontrol altına alan ve onlara istediğini yaptıran Batılı maske tüccarlarının en meşru yollarla iktidara gelen Muhammed Musri’yi tiranlıkla suçlamaları; kırk yıllık zalim diktatörlerin yönetimlerine sesini çıkarmazken, Mursi’nin iktidarına ancak bir yıl sabretmeleri  iki yüzlülüğün , pişkinliğin ya da kafirliğin (gerçeğini üzerini örtme) ulaştığı zirve noktayı gösteriyor bize.

Kendi krallarını, kraliçelerini, prens ve prenseslerini el üstünde tutup önlerinde saygıyla eğilen batılılar İslam beldelerinin liderlerini padişahlıkla, diktatörlükle suçluyor.

Kendi içerisinde Papalık makamına devlet başkanı sıfatını verip Avrupa’nın orta yerinde Vatikan gibi bir din Devletini gözü gibi korurken; İslam dünyasının Halifelik Makamından söz edişini anti demokratik olarak nitelendirmesi iki yüzlülüğünkarakteri olduğunu adeta haykırıyor.

Saddam’ı diktatör diye  nitelendirip  onu devirmek adına Irak’ı katliam sahasına çeviren ve milyonun üzerinde Müslümanı katleden batılı münafık el, Suudi, Bahreynli, Kuveytli, Yemenli diktatörlerle işlemediği halt kalmıyor.

Her fırsatta sivil siyasetin tek çözüm yolu olduğunu bize pazarlamasına rağmen İslam beldelerinde askeri darbelerin tamamına arka çıkması batılı zihniyetin çirkefliğini gözler önüne seriyor.

Batı sinemasının bu filmini demokratik yollarla iktidar olmuş Adnan Menderes hükümetine yönelik yapılan askeri darbede izledik.

Cezayir’de halkın tercihi ile ezici çoğunlukla iktidara gelen İslami Selamet Cephesi’nin  alelacele askeri bir darbeyle dağıtılmasında ve ülkenin bir iç savaşa sürüklenmesinde izledik.

Türkiye’de rahmetli Erbakan’nın kurduğu hükümetin Askerlerin, Siyasetçilerin, medya ve patronların güç birliğiyle post modern bir darbeyle nasıl devrildiğini ibretle izledik.

Yıllardır kendi halkının üzerine bomba yağdıran Suriyeli diktatör Esed oğlu Esed’e  sesini  çıkarmayan tam aksine gizli-açık her türlü yolla onu destekleyen aynı iki yüzlü zihniyetin yıllardır Pakistan’ı bilinçli olarak nasıl siyasi iktidarsızlığa sürüklediğini izledik, izliyoruz.

Bütün stratejileri İslam dünyasını dağınık, başsız, lidersiz bırakmak olan batılı emperyalistler son dönemlerde bu hesaplarını bozan iki ülkeyi hedef tahtasına oturttu. Biri Türkiye diğeri Mısır.

Her iki ülkedeki iktidar da milletlerinin tercihi ile başa gelmiş ve milletine sırtını dönmeyen iktidarlar. İslam dünyasının ufkunu açacak ve yeniden özüne dönecek işlere imza atmaya başlayan projeler geliştiriyor. Yeniden bir medeniyet olabilmenin örnekliğini göstermeye başladılar. İslam Dünyasının Batının karşısındaki ezilmişliğine itiraz etmeye başlayan  ve dahası Siyonistlerin uykularını kaçırmaya başlayan iki iktidar; iki lider…

Bu durum batılıların İslam dünyasındaki hesaplarını alt üst eden bir gelişme.  Çok geçmeden ikisinin de aleyhine kampanyalar başladı. İkisi de ‘’diktatör’’ diye nitelendirilmeye başlandı. ‘’Sandık Demokrasinin Mabedidir’’ sloganını bize yutturmaya çalışanlar birden ‘’her şey sandıktan ibaret değildir’’ demeye başladı.

Oyun büyük, oyun sinsi… Önce Türkiye’de Gezi Parkı ağaçları üzerinden uygulamaya geçirilen senaryo bekleneni veremedi.  Bu süreçte dış unsurların ve içerdeki uzantılarının tamamı var gücüyle çalışmasına rağmen başarılı olmadı. Düşüncem şudur ki Türkiye’deki senaryo başarıya ulaşsaydı Mısır’da askeri darbeye dahi gerek kalmayacaktı. Aynı yöntemlerle Mısır’da iktidarı devirmek çocuk oyuncağı olacaktı. Ama olmadı… Türkiye milleti ve iktidarı bu senaryoyu boşa çıkardı.

Türkiye’de tutmayan senaryo Mısır’da askeri darbe olarak kendini gösterdi. Üstelik kırk yıllık bir diktatörün hizmetinde çalışmış bir ordunun marifetiyle.  Her fırsatta askeri darbelere karşı olduğunu ileri süren  dış ve onların içerdeki uzantıları iki yüzlü unsurların bu gelişmeyi sevinçlerle , tebriklerle karşıladı. İslam Ümmeti bunu bir yere not etsin ve asla unutmasın.

Bir askeri cuntaya hem zalim krallardan, diktatörlerden ve aynı zamanda demokrasinin beşiği olduğunu iddia eden ülkelerden tebrik ve destek geliyorsa İslam Dünyasının bundan çıkaracağı nice dersler vardır.

Mısır’ın askeri travesti  el-SİSİ’ye tebrik mesajı gönderen Suudi krallarını iyi tanı ey aziz ümmet…

Sam Amca’nın sadık uşağı, ‘’Irak’ta kimyasal silah var’’ diye rapor veren Uluslar arası Atom Kurumu Başkanı Muhammed Baradey ve onun gibilerini iyi tanı. O Baradey ki bundan bir hafta önce Mısır’da askeri darbeye karşıyız demişti de darbeden sonra generallerin yanı başında yerini aldı.

Darbe bildirisine sınırsız desteğini açıklayan  El-Ezher şeyhini iyi tanı Ey aziz ümmet. O şeyh ki Suriye’de her gün katledilen çocuklar için, tecavüze uğrayan kadınlar için tek bir söz söylemedi.

Gezi Parkındaki olayları sekiz saat reklamsız, kesintisiz canlı yayınlayan ancak Mısır’daki darbeye ‘’HAYIR’’ diyen milyonları görmezden gelen televizyon kanalarını ve onların arkasındaki şer güçleri iyi tanı…

28 Şubat sürecinde bankaları hortumlayan iyi tanıdığın gibi Mısır Merkez bankasındaki 24 milyar doları buhar edenleri iyi tanı…

Mısır doğal kazını 12 dolara imal edip İsrail’e 2 dolara satan içindeki hayinleri artık iyi tanI…

Cuntanın askıya aldığını duyurduğu Anayasanın üzerinde yemin edip, devlet başkanlığa getirilen ve bundan şeref duyduğunu söyleyen el-Mansur gibi şerefsizleri artık iyi tanı…

Kırmadan, dökmeden, hiç kimseye ve hiçbir mabede hakaret ve haksızlık  etmeden, ahlakı ve adaleti kuşanarak yeryüzünün bütün zorbalarına onurunla karşı durma zamanı.

Bugün günlerden zorbalara karşı iyilerin yanında durma zamanı…



7 Temmuz 2013 Pazar 19:35

http://www.siverekgenclik.com/yazar/cift-yuzlu-maske-tuccarlari-1945.html