​AZERBAYCAN'I KİM YÖNLENDİRİYOR?

19 Ekim 2026 - 14:04


​Nüfusunun yaklaşık %90-95’i Müslüman olan bir ülkede, yönetimin aldığı bazı kararların halkın kültürü, değerleri ve inancıyla çelişmesi akıllarda ciddi sorular doğuruyor. Peki, halkın çoğunluğunun değerleriyle örtüşmeyen bu uygulamalar yönetimin kendi kararı mıdır, yoksa bu kararlar dışarıdan mı dikte edilmektedir?

​Müslüman bir toplumun kendi değerlerini temsil etmesi için yetki verdiği bir yönetimin, yine o toplumun inanç ve özgürlük alanlarını sınırlandırması hangi akla, hangi hukuka veya hangi kurala sığar? İnsanların inançlarına, örf ve adetlerine aykırı kısıtlamalar getirmenin o topluma ne gibi bir faydası olabilir? Bir yönetim, idare ettiği toplumun hassasiyetlerini gözetmek, halkının inancına ve kültürüne saygı duyan adımlar atmak zorundadır. Eğer durum böyle değilse ve yönetenler halkın sesine değil de başka güçlerin telkinlerine göre hareket ediyorsa, o zaman ortada bağımsız bir iradeden söz etmek zorlaşır.

​Bu tablo bana adeta "Eski Türkiye" dönemini hatırlatıyor. O dönemde de idari mekanizmaların ve karar odaklarının dış güçlerin etkisi altında olduğu, halkın milli ve manevi değerleriyle çelişen politikaların yürütüldüğü sıkça dile getirilirdi. Türkiye, yıllar boyunca her 10 yılda bir yapılan darbelerle, kaotik ortamlarla ve terörle oyalandı. Çünkü Türkiye’nin gelişmesi, güçlenmesi ve çevresindeki kardeş coğrafyalarla güçlü birliktelikler kurması küresel odakların işine gelmiyordu.

​Bugün aynı mantıkla sormak gerekir: Bir yönetim kendi insanının inancına, kültürüne ve özgürlük alanlarına neden engel olur? Bunu hangi kitap, hangi vicdan kabul eder? Devlet idaresinin temel görevi; milletin refah seviyesini yükseltmek, ekonomik ve sosyal haklarını teminat altına almak ve insanının huzur içinde yaşamasını sağlamaktır. Hiçbir yönetimin, halkının inanç ve değerleriyle oynamak gibi bir görevi veya yetkisi yoktur.

​Toplumun vicdanında ve mantığında karşılığı olmayan uygulamalar, halk ile yönetim arasındaki bağı zayıflatır. Kendi insanının değerleriyle barışık olmayan, halkına yabancılaşan anlayışların tarih boyunca kalıcı bir huzur getirdiği görülmemiştir.
​Temennim; can Azerbaycan’daki kardeşlerimizin temel hak ve özgürlüklerine, inançlarına ve insani değerlerine tam anlamıyla saygı duyulan bir iklimin hâkim olmasıdır. Yönetimin halkın milli ve manevi hisleriyle uyumlu adımlar atması, kardeş Azerbaycan halkının huzur ve refahı için en büyük kazanç olacaktır. Allah inananların ve hakikatin yanında olanların yardımcısı olsun.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum