Cuma Özusan

HAYATIN ANLAMI HAKKINDA


Cuma Özusan
17 Haziran 2013 Pazartesi 08:48

 

Şu dünya hayatına, nesillerin gelip geçmesine bakıyorum da kendimi sanki bir tiyatro sahnesini seyrederkenki gibi görüyorum. Sırası gelen rolünü oynayıp gidiyor. Biz de sıramız gelince çekip gideceğiz, yerimizi başkaları dolduracak ve bu hep nesiller böyle devam edecek. Hepimiz deniz kıyısında kumdan evler yapan çocuklar gibiyiz. Sevinip neşe ile bir şeyler yaparız, bir deniz dalgası gelip onları siler süpürür. Böyle olduğu halde devamlı kalacakmışız gibi uzun emellerin peşinde koşarız, bir karıncanın ağzında sürüklediği bir karpuz çekirdeği gibi değersiz şeylere ciddiyetle sarılırız, onları biriktirir dururuz.

 

İnsanlar ne için yaşadıklarını düşünmeden gelip geçici şeylerin ardında ömürlerini tüketiyor; her gün alıştıkları şeylere bilinçsizce devam ediyorlar. Gazetelerin yalan yanlış haberleri ile spor karşılaşmaları ile televizyonların uydurma dizileri ile kahvelerde oyun kâğıtları ile kendilerini oyalıyor, onun bunun dedikodusunu yapıyorlar. Kendi aralarında incir çekirdeğini doldurmayan konuları tartışıyorlar. Ömürleri her gün tükeniyor, yavaşça ısınan sudaki kurbağalar gibi farkında olmadan her gün ölüme yaklaşıyorlar. Hiçbir şeyin farkında olmadıkları halde kendilerini çok akıllı ve zeki sanıyorlar.

 

İnsanın ve hayatın bir anlamı olmalı ki bu hayat yaşamaya değsin. Aksi takdirde bir bitkiden farkımız olmaz. Bu anlam hayatı aşan bir şey olmalı. Hayatın anlamını hayatın kendisinde bulamayız.  İnsan sadece yiyip içmek ve üremek için yaratılmış olamaz. Böyle olsaydı yaşamak anlamsız ve saçma olurdu. Hayatın kendisinden daha büyük bir amacı olmalı ki insan ona hizmet setsin ve onun için yaşasın. Böyle bir anlam için yapılan çaba ancak hayatı yaşamaya değer kılar. Hayata sahip olmak bizzat bir değer ifade etseydi insanların hayvanlardan farkı olmazdı ve o zaman insan yaratıkların en zavallısı ve bedbahtı olurdu.

Unutmaya çalışsak bile hayatın anlam ve amacını düşünmekten geri duramayız. Bu, acaba hayatı yaşamadığımızdan mıdır bilmiyorum. Gerçekten insan yaşlandıkça ve aktiviteleri azaldıkça bu konular daha çok aklına geliyor. Freud “insan hayatın anlamını düşünmeye başlayınca hastalanmıştır” diyor. Bütün oyalanmalarımız bir bakıma cevaplandıramadığımız büyük sorunları düşünmekten kaçıştır. Bence ne için yaşadığımız hakkında açık seçik ve net bir cevabımız olmalıdır. Aksi takdirde rüzgârın önünde sürüklenen bir yaprak gibi oluruz. Düşünen varlıklar olmanın bir anlamı kalmaz.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık