Her şehrin kendine has geçmiş tarihi, sosyo-yaşam biçimi ve özgün dokusu ile bilinen bir kültür yapısı vardır. Yine her şehrin kendine göre bir yaşam tarzı, toplumsal ve bireysel manada gündelik yaşamı ile ilgili karakteristik özellikleri vardır.
Bugün sizlere Siverek'te eski yaşam tarzı ile ilgili küçük bir makale yazmayı düşündüm.
Evet, Siverek'te eskiden (aslında çok da fazla değil, 1980 öncesine kadar) Siverek'in sosyal ve kültürel yapısının temelinde çok güçlü komşuluk, dostluk ve akrabalık bağları mevcuttu.
Her mahalle ve sokakta bulunan avlulu evler, yan yana, dip dibe ve bitişik bir şekilde sıralanırdı.
Bazalt taşlardan yapılı, tek katlı bu toprak damlı evlerin kapı ve damlarından komşular tereddüt etmeden biri birine gidip gelirlerdi. Sanki ailenin bir ferdi veya bir akrabanın evine girer gibi rahat bir şekilde hareket edilirdi.
Hiç kimse bu durumu yadırgamaz, rahatsız olmazdı, çünkü hemen herkes aynı şekilde davranarak biri birini ziyaret ederlerdi.
Evler küçük, küçeler dar, yürekler sıcaktı...
Bu şekilde Siverek'te sosyal ve toplumsal ilişkiler çok daha iç içe, sıcak ve samimiydi. Bir güven, itimat, saygı ve sevgi çerçevesinde yaşanırdı.
Mahalleler, evler, sokaklar, küçeler adete avuç içi gibi bilinirdi. Hangi ev kimin, aile reisi kim, ne iş yapar, evde kaç kişi yaşar ve hatta evlerde ne pişer, yakın komşular tarfından bilinirdi.
Bir sokakta ve hatta bir mahallede hangi evde kimler oturur tek tek isimleri, soy isimleri, meslek ve lakaplarıyla herkes tanınır ve bilinirdi.
Örneğin, çocukluğumun geçtiği Hasan Çelebi Mahallesi'nde birçok değerlerimizin var olduğunu ve bunları unutmamızın mümkün olmadığını belirterek, bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu değerler:
Salihé Seklavi, doktor Mustafa Helal Bekir, göz doktoru Yusuf emmi, Melle Alo, kaçakçı Nedim, Ahmedé Emromi, Sahidé Delibalta, Süloyé Muso, Camcı Ali, Tenekeci Yaşar, Ebbasé Aboş, Qimalıcı İzzet, tanker şoförü Hüsen, Mahmudé Kürdibo, Hesené Melle, hamamcı Alo, top sakal Haci, Ahmedé Kırnaz, Ayıbé Küçükömera, marangoz sağır Hüsen, ettar Şehmus, Gargur Mahmut, Letif hoca, Tarzan kazim, Ahmedé Elé Medé, Mehmedé Zingeraf, belediye şoförü Yusuf, Usıbé Ketine, İsa Ecem, kamyon şoförü Bayram, Mühoyé Topo, sağır Vezir, Adanalı Hüsen, Hüsené Kürmanc, Mehmet ve Mustafa Geçti, Bekir Sami Karahan, Sabri Bilici, Mahmut Ortakaya, Ramazan Parlak ve Mehmedé Xané gibi birçok değerlerdir.
Yanılmıyorsam bu güzel insanların tümü bu gün bu dünyadan göç etmişlerdir. Tümünün ruhu şad, mekanları cennet olsun...
Evet Siverek'te eskiden yardımlaşma ve dayanışma ağı çok güçlüydü, herkes birbirini tanır ve gözetirdi.
Hastalar sorulur, yoksullar gözetlenirdi. Hali vakti yerinde olan zenginler işsizlere yardım etmeye çalışırdı.
Kadınlar evlerin kahvehane gibi kullanıp, sohbet ederek stres atarlardı. Gençlik çağına adım atan çocuklar ise, arkadaşları bulunduğu evlere kapıyı çalmadan rahatlıkla girip çıkabilirlerdi.
Aslında bu durum eskiden Siverek'teki aile yapısının, yaşantısının ve kültürünün birbirlerine ne kadar güvendiklerinin, ne kadar dayanışma içerisinde olduklarının, ne kadar birbirlerini sevip saydıklarının bir göstergesiydi.
Evde yemek pişirildiğinde yakın komşuya, özellikle maddi durumu iyi olmayan komşulara mutlaka yemek gönderilirdi. Komşuyu incitmeden ve rencide etmeden her türlü maddi ve manevi yardımda bulunulurdu.
Komşular adeta akraba gibiydi. Sevinçler ve üzüntüler ortak paylaşılır ve yaşanırdı. Siverek bu yapısıyla adeta (küçük bir aile) konumundaydı. Bunun yanı sıra akrabalık bağları güçlü, geniş bir aile yapısıyla birbirine destek olurlardı.
Evet, dün evlerin dip dibe, birleşik olarak şekillendiği tek veya iki katlı düz toprak damlı bazalt taştan yapılan evler, son dönemlerde yerini çok katlı apartmanlara terk etmiştir.
Bu terk ediliş, aynı zamanda insanların da biri birinden ayrılıp terk edişini meydana getirmiştir.
Maalesef teknolojik kitle iletişim araçları, küresel sermayenin para hırsı ve küreselleşmenin etkilerini yansıtan sözde modern yaşama geçişin topluma dayattığı yaşam tarzı, tüm dünyada olduğu gibi Siverek'te de sosyo-yaşamı etkisi altına alarak, sosyal, kültürel ve ahlaki yaşamı erozyona uğratmıştır.


FACEBOOK YORUMLAR