KONUK YAZAR

Türkiyede Bir Sistem ve Türkçülük Sorunu Vardır


KONUK YAZAR
29 Eylül 2011 Perşembe 00:00

Doğu toplumunda bir “kan davası” gerçeği vardır. Bu kan davaları; Ölmek ve öldürmekle katiyen bitmez. Öldürdükçe ölür, öldükçe öldürürüz. Bu ölenlerin sayısı onlarca, geçmiş yıllarda ise yüzlerce olmuştur. Ve bu yıllarca devam etmiştir.

Peki, nasıl ve ne zaman biter bu kan davaları diye baktığımızda; bilindiği gibi, iki aile arasına bir dost eli uzanır. Bu bir âlimdir, şeyhtir veya bir devlet büyüğüdür. Bir sofra etrafında toplanılır ve aile büyükleri kucaklaşarak kan davasını bitirir. Her iki taraf da araya girenlere hürmeten, barış içinde yaşamaya başlarlar
Yakın tarihte “bu dost eli” gerçeğini fark eden Eşref Bitlis, Turgut Özal ve Gaffar Okan bir şekilde bunun bedelini ödediler ve yine malumunuz olan çevreler, bu olayın barış yolu ile bitmesini istemediler. Yıllardır uzatılmayan bu barış eli Türkiye’ye milyarlarca dolara, binlerce vatandaşımızın canına mal oldu ve her geçen gün derinleşen bir kan davasına dönüşmeye başladı.
Öncelikle probleme konu olan sorunun teşhisini doğru yapmamız lazım. Türkiye’de hakikaten bir “Kürt Sorunu” var mıdır? Kanaatimizce, Türkiye’de bir “Kürt Sorunu” yoktur. Türkiye’de bir sistem ve Türkçülük sorunu vardır. Bugüne kadar egemen ve militarist gücü elinde bulunduranlar görmek, tanımak ve hak vermek istemedikleri her türlü hak ve talebe, sorun adını takarak topluma da sorun olarak algılatmış, kabul ettirmiş ve çözümsüzleştirmiştir.

Oysa Türk olmak, Kürt olmak, Çerkez, Laz veya Abaza olmak veya dinsel olarak türbanlı olmak bir sorun değildir. Kültürel, sosyolojik ve bazı fıtri hakların talebi de bir sorun değildir. Bu hakların verilmesi de bir lütuf veya bir “yenilgi” değildir.
1925’ten beri doğuda çeşitli isyanlar yaşanmış ve bunlar, o günün şartlarında çok kanlı olarak bastırılmış ama bitirilememiştir. 1977’den beri de bitirilmediği görülmektedir. Osmanlı, Balkanlar’ı fethederken önce kılıçla girmemiştir. Gönül erlerini, tacirlerini göndererek ve külliyelerini yaparak insanlığını ve medeniyetini götürmüş ve sonrasını daha kolay olarak çözmüştür.

Egemen ve militarist gücün özellikle kullandığı “ Kürt Sorunu” kavramını kullandıkça, milyonlarca Kürt vatandaş kendini sorun olarak görmeye devam edecek ve bu yarın öbür gün Lazlar’a, Çerkezler’e, Arnavutlar’a v.b sirayet ettirilecektir. Kavram üzerinde çok durduğumun farkındayım ama maalesef birileri bu kavramla sorunu çözümsüzleştiriyorlar. Tıpkı dinsel bir emir ve hak olan örtünme emrini sorunmuş gibi göstererek ve ısrarla “Türban Sorunu” demek suretiyle de çözümsüzleştirdikleri gibi.

Son 30- 35 yıldır Doğu ve Güneydoğu’da çok ciddi sosyolojik travmalar yaşanmaktadır. Terör olayları nedeni ile şehirlerin ve kasabaların tacirleri, akil adamları ve cemaat adamları maalesef memleketlerini terk etmişlerdir. Bu insanların göçleri, çok ciddi sosyolojik boşluklar oluşturmaktadır. Yani DOĞU’NUN AKLI BAŞINDAN GİTMİŞ vaziyettedir.
Biz Doğu ve Güneydoğu’yu ekonomik olarak belki kalkındırabiliriz ama bu sosyolojik boşluk çok uzun yıllarda doldurulamayacaktır.

Yeni bir profesyonel ordu veya silahlı güçten bahsediyoruz. Bunu daha önce özel harekât timleri veya sıkıyönetimlerle denedik ve arkamızda 17–18 bin faili meçhul ve binlerce şehit bıraktık. Oraya silahlı güç göndererek kan davasını derinleştirmekten başka bir şey yapmış olmayız. O yöre halkı, kanunlardan ve militarist güçten ziyade, yöresel kültürü ile, hukuku ile ve dininin gereklerince yaşamlarını şekillendirmektedir.


Sami ÖZBAĞKIRAN
Bursa Osman gazi belediye
Meclis üyesi
0532 570 63 63

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık