KONUK YAZAR

KONUK YAZAR

[email protected]

Medeniyet Maskesi ve Çocukların Çığlığı

01 Mart 2026 - 12:48

Okuduklarım ve duyduklarım karşısında yüreğim sızladı. İnsanın en savunmasız, en masum hâline yönelen her kötülük, içimde derin bir acı ve öfke uyandırıyor. Çocukların kirletilmesi, tertemiz dünyalarının karartılması insanlık onuruna indirilmiş en ağır darbedir.

Ancak şunu da düşünüyorum: Kötülük coğrafya tanımaz. İnsanın karanlık yüzü hangi toprakta olursa olsun kendine bir mağdur bulabilir. Bu acılar ne sadece doğunun ne de batının meselesidir; insanlığın ortak yarasıdır. Her kültürde, her millette, her coğrafyada ışığın bir de gölgesi vardır.

Bu karanlık tablolar karşısında mutluluğa dair umut yeşertmek zorlaşıyor. Fakat tam da burada insan ruhunun direncini hatırlamak gerekiyor. İnsanlık tarihi; zulümle iyiliğin, karanlıkla aydınlığın mücadelesinin tarihidir. Her karanlık dönem, sonunda vicdanın yeniden filizlendiği bir sabaha gebedir.

Belki mutluluk; bu karanlık gerçeklerle yüzleşip onları değiştirmek için mücadele etme cesaretindedir. Çocukları korumak için çabalayan, sessiz kalmayan, adalet için ayağa kalkan her insan karanlığa karşı bir mum yakıyor. Her birimiz kendi alanımızda çocukların güvenliği ve onuru için çalıştığımızda, dünyaya küçük de olsa bir ışık bırakıyoruz.

Bu haberler bize şunu hatırlatmalı: Hepimiz daha fazla sorumluluk almalıyız. Susmamalı, görmezden gelmemeli, mücadeleyi bırakmamalıyız. Çünkü insanlığın gerçek yüzü zulmedenlerde değil; zulme karşı duranlarda, çaresizleri savunanlarda, adalet için çabalayanlarda tecelli eder.

Bir çocuğun gözlerine bakın… Orada gördüğünüz masumiyet, dünyanın en saf hâlidir. Şimdi o gözlerin korkuyla büyüdüğünü, vahşete tanık olduğunu, ellerinden çocukluklarının çalındığını düşünün. Çocuklar kaçırılıyor, bedenleri bir meta gibi alınıp satılıyor, masumiyetleri hunharca katlediliyor. Ve tüm bunlar olurken dünya, “medeniyet” dediğimiz o büyülü kavramın arkasına sığınıyor.

Medeniyet… Ne kadar yüce bir kelime. Yüksek binalar, teknolojik harikalar, sanat galerileri, üniversiteler… Peki medeniyetin asıl sınavı en zayıf olanı koruyabilmek değil midir? Çocuklarını koruyamayan bir toplum gerçekten medeni sayılabilir mi?

Bugün kendini medeniyetin beşiği olarak gören ülkelerin liderleri bu vahşet karşısında çoğu zaman sessiz. Kimisi çıkar hesaplarıyla, kimisi siyasi dengelerle, kimisi uzak acılara duyarsızlaşmanın konforuyla… Sebep ne olursa olsun sonuç değişmiyor: Çocuklar yalnız.

Kameralar önünde dökülen gözyaşları, arka planda yapılan anlaşmalarla siliniyor. “Çocuklar bizim geleceğimiz” diyenlerin, o geleceği karartanlara sessiz kalması işte en büyük çelişki burada başlıyor.

Savaşlarda, çatışmalarda, karanlık ağlarda kaybolan her çocuk; insanlığın bir parçasını da beraberinde götürüyor. Onların kaybı bir istatistik değil; vicdanımızın her gün biraz daha eksilmesi demek.

Belki de medeniyet dediğimiz şey tam olarak çocukların gözlerinde saklıdır. Onları koruyabildiğimizde gerçekten medeni olacağız. Onlar güvende olduğunda, çocukluklarını yaşayabildiğinde insanlık sınavını geçmiş sayılacağız.

Ama şimdi, şu anda bir yerlerde bir çocuk ağlıyor. Dünya ise medeniyet maskesini takmış, görmemeyi tercih ediyor.

Bu yazı belki tek başına bir şeyi değiştirmez. Fakat çocukların çığlığı bir gün birilerinin vicdanında yankılanacak. Ve belki o gün, gerçek medeniyete doğru ilk adım atılacak.

İnşallah.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Hediye Tektaş
    1 ay önce
    BENCE YAZAR COCUKLARİN BU VAHSETİN ORTASİNDAKİ ROLÜNÜ COK İYİ BİR BİCİMDE BETİMLEMİS VE DÜNYANİN BU VAHSETE KARSİ SESSİZ TAVRINI ÇOK İYİ ANLATMİŞ????????