Mustafa Karadağlı

ÖNEMLİ BİR YARAYA TUZ


Mustafa Karadağlı
4 Şubat 2013 Pazartesi 00:20


Dostlarla sohbet sırasında bana bazen sigara uzatılır.
Sigara içmediğimi içenlerden de bayağı rahatsız olduğumu, ayrıca dinimiz gereğince vücuda zarar veren şeylerin haram olduğunu söylüyorum.
Aldığım cevap çok ilginç:
" hocam bizim köyün imamı ve öğretmenleride içiyor" .
İmam ve öğretmen arkadaşlar bari siz yapmayın!
Bu iki meslek rol meslek. Bu meslek hatalarının telafisi yoktur.
Bir defasında çocuklarıma demiştim;
yere tükürmeyi bu din hoş karşılamıyor diye.
Kızım:
"baba bizim öğretmen çöp kutusuna balgam atıyor" demişti. Derhal kızımı o sınıftan almıştım.
Düşünün! Yere tüküren bir öğretmen, yere tüküren bir imam. Ve bu iki meslek davranış değiştirmek için devletten maaş alıyor...
Biraz daha dikkat.
Bu ülkede daha medeni ve güzelce yaşamak mümkün ve bunu biz zihniyet dönüşümüyle okuyarak etkileşerek başaracağız.
Topluma uyarak değil toplumu uyandırarak olacak bu.
Neden camiler sadece namazdan namaza açık olsun ki?
Neden okullar hem spor salonu hem dershane olmasın ki?
Her caminin bir bilgisayar kursu, dershanesi neden olmasın?
Her okulun neden bir bilgisayar kursu, aile sorun çözüm merkezi olmasın ki?
Bir imam neden öğle namazını alelacele kıldırıp, hanımının üzerine açtığı dükkanda zaman doldursun ki?
İmamları iyi bir üniversite eğitiminden geçirip bir öğretmenden daha donanımlı hale getiremez miydik?
Hadi eskiler neyse de. Ya şimdiki alımlarda eğitimi daha yüksek tutamaz mıydık.
Yeni liseyi bitirmiş bir gencin daha bir çok hayat tecrübesine ihtiyacı varken, tek başına bir camiye gönderilip tebliğ vazifesiyle görevlendirilmesi nasıl bir netice verir siz hayal edin?
Köylerin bir çoğunda imamlar köylüden beter.Şehirde de cemaatin birçoğuyla kavgalı. Konuştukları jargon köylününkini aşmış. Küfür mü dersin dedikodu mu dersin.
Diyanetin ara sıra bunları hizmet içi eğitime alıp o ortamdan uzaklaştırması elzem artık.
Bediüzzaman imam maaşları hususunda; "talebe yetiştirmeleri kaydıyla caiz olabilir" demişti. Unutmayalım..
Hakikaten bir peygamber heyecanıyla çalışıp, yılda en az on talebe yetiştiren imamlarımızın ellerinden öpüyorum. Onlarda yok değil tabi ki. Onları tenzih ediyorum.
Köy öğretmenleri bir an evvel şehre kapak atmanın peşinde. Allah aşkına köylüyü ve köy çocuklarının davranışlarını olumlu yönde kim değiştirecek?
Devlet her memurun başına bir müfettiş görevlendiremez. Vicdanların bu vazifeyi yapması gerekir.
Tabi ki vicdanlarda eğitime muhtaçtır.
Geçenlerde www.siverekgenclik.com. sitesinde ilginç bir haber yorumu okudum. Filanca köyde bir imam göreve gitmiyormuş. Bundan siyaset sorumlu tutulmuştu.
Düşünsenize İnsanlara Allahın kamerasının sürekli kayıtta olduğunu, hatalarının-günahlarının, sevapların kaydedildiğini belirten bir tebliğci, tebliğ ettiği şahıslarca şikayet ediliyor. Sanırım ahirzaman belirtisi.
Birçok köylü, öğretmenlerinin Cuma günü erkeden şehre gittiğini, pazartesi geç geldiğini, ya da günlük gidiş geliş yaptığını bazen yağış olduğunda uğramadığından şikayetçi.
Kendi çocukları gibi sevdiği öğrencilerini çağın şartlarına göre eğiten Siverekli ve Yabancı öğretmenlerin hikayeleri de yok değil. Bazen köylüden bunları dinleyince gözyaşlarıma hakim olamıyorum. O mübarek şahısların ellerinden öpüyorum.
Saygıdeğer imam ve öğretmenler!
O çocuklar, lastik ayakkabılarıyla okulun önünde umut bekliyor, cami önünde peygamberden bir koku bekliyor, sevgi bekliyor ama umutlar kırılıyormaalesef.
Kaç köy öğretmenini çocukları koşarak karşılıyor, yolunu gözlüyor?
Kaç köy öğretmeni her maaş döneminde öğrencilerine maaşının zekatından hediyeler alıyor?
Kaç köy imamı köyler arası, ya da mahalleler arası cemaat kaynaşması ziyafetleri düzenliyor?
Ah milletim ah!
Önemli bir yaraya tuz mu bastım?
Bu halkı sözde aydınlar mı bozdu ne dersiniz? Selam ve muhabbetle...
Mustafa KARADAĞLI Eğitimci-Yazar


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık