Mahmut Hanpolat

Mahmut Hanpolat

mhanpolat@hotmail.com

Zilzal

19 Şubat 2023 - 07:04

Dışarıda buz gibi bir hava. Yer yer kar yağıyor. Milyonlar sıcak evlerinde, yataklarında uyumakta. Kimi güzel hayaller kurarak uykuya dalmış, kimi ertesi gün neler yapacağını planlayarak uyuyakalmış. Kimi ertesi gün yapacağı ticaretin, kimi sabırsızlıkla beklediği seyahatin heyecanıyla uyumuş. 

Takvimler 6 Şubat'ı göstermeye başlayalı 4 saat 17 dakika olmuşken yelkovan durdu, akrep taş kesildi. Yeryüzü başka bir yer, gökyüzü başka bir gök oldu. Üzerinde sağlam binalar inşa ettiğimiz yerin derinlerinden uğultular dalga dalga geldi, sarstıkça sarstı, vurdukça vurdu. 

Her zaman üzerine emin duygularla ayak bastığımız yer "Zilzal" dedi gecenin karanlığında. İnsanlar alışkın olmadıkları sarsıcı bir sarsıntıyla silkelendiler. Önce ışıklar açıldı ve geçer diye beklendi. Ama geçmedi daha da şiddetlendi. 

Daha önce gözlerin şahit olmadığı herkesi dehşete düşüren bir zilzal...her evde ağlayıp duran çocuklar, çocuklarını kucaklarında beton bloklarla gelecek ölümün kaçılmazlığından korumaya çalışarak çığlık atan analar, çaresizlikten, "an"ın sarhoş edici dehşetinden amaçsızca evin içinde sağa sola koşuşturan babalar... Tekbirler salavatlara, dualar ve yakarışlar Kelime-i Şehadetlere karıştı. 

Ve olacak olan oldu. Sağlam sandığımız evlerimizin duvarlarından, tavanlarından ölüm yağmaya başladı. Acaba kıyamet miydi bu yaşadıklarımız Allah'ım yoksa uyandığımızda derin bir oh çekeceğimiz bir kabus mu? 

Nice ana kuzularının, anaların, babaların, ninelerin, dedelerin üzerine beton bloklar, kırılan duvarlar düştü. İnsanı jilet gibi kesen soğukta enkazın altında umutlar, hayaller, planlar, beklentiler kaldı. Kısacık bir zamanda milyonlarca hayali ve umudu betona gömen o dehşetli sarsıntının elleri bağrımıza bir ok gibi saplandı. Herkesin ömrünce biriktirdiği ne varsa bir anda tuzla buz oldu. 

Meğer bir sıkımlık canımız varmış, o da arza emanetmiş. Arz Zilzal diyince gerçekte bize ait olmayan ruhlarımız bir kuş gibi çırpınmaya başladı. 

Yıllarca ölümle aramıza inşa ettiğimiz barikatlar bir anda yok oldu. Ölümün soğuk nefesi ayazın soğuğuyla bir olup ensemizde belirdi. Modern evlerimiz, lüks arabalarımız, dolgun banka hesaplarımız 6 Şubat gecesinde bir dakikada buharlaştı. Kendilerini dev aynasında görenlerin aynaları enkazın altında paramparça şimdi.

Zilzal sarstı, gece gündüze döndü. İnsanlar seller gibi sokaklara taştı. Sokaklar, kaldırımlar, caddeler kalabalıklara dar gelmeye başladı. Sağa sola kaçışan insanlar, korkudan şuurunu yitirmiş kadınlar, tir tir titreyen çocuklar... Sanki yer yükünü boşaltmış da insanlar bölük bölük huzura çağrılmışlar. Dehşetle bakan tüm gözlerde aynı soru: "Ona ne oluyor?"(Zilzal Suresi 3)

Zilzal birçok şehir halkını apansız yakaladı. Kimi beton yıkıntılar altında kaldı. Evlerinden kaçmayı başaranlar ruhsal yıkıntılarla mücadele ediyor. 

Şimdi kimimizin bakışları enkazın altında kalan kızının cansız bedeninden betonların dışına taşan elini çaresiz tutan babanın hüznüne takılı kaldı. Kimimizin bakışları beton yığınlarının altından evlatlarının cansız bedenlerinin çıkarılmasını bekleyen anaların, babaların arşı inleten sessiz çığlıklarına takılı kaldı. 

Gidenler gitti, kalanlar korku ve muhasebe içinde. 

Ey insan! Sahip olduğunu vehmettiğin kudretin avuçlarında ufalandığına şahitlik ettiğin için şükret. Ama gel gör ki sen zalim, cahil ve unutkansın.

Ey insan! O "zilzal" der, senin kolun kanadın kırılır. O ol der, sen yok olursun. O tufan der, sen evinde boğulursun. O emreder sen "ACZ" kalırsın. ACZ' in anlamını kitaplar değil "Zilzal" söyler. ACZ'ini gör! Ama gel gör ki sen zalim, cahil ve unutkansın.

Bu yazı 1764 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum